Doç.Dr. Mustafa Çelen
  

  mkcelen@hotmail.com

  Doç. Dr. Mustafa Çelen
Böbrek Yetmezliği ve HBV

Değerli okurlar bugün size hepatit B ile ilgili farklı bir pencereden seslenmek istiyorum. Biliyoruz ki toplumda hepatit B ciddi bir problem olup uzun süreli tedavi gereksinimi ile takibi ciddiyetle uygulanmalıdır. Özellikle ileri yaştaki ve ek hastalığı olan hastalarda bu izlem daha da yakından olmalıdır. Son dönem böbrek hastalığı olan ve diyaliz ihtiyacı olan hastalarda da Kronik hepatit B ve C ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hepatit; epidemik sarılık diye de bilinen, karaciğerin viral enfeksiyonudur. Bugüne kadar tesbit edilmiş 7 hepatotrop virus bulunmuştur. Bunlar: A, B, C, D, E, F, G. Her virüsün klinik tabloları ve biyoşimik labaratuvar tetkikleri aşağı yukarı aynı olmakla birlikte, klinik gidiş, seyir, bulaşma yolları ve bakteriyolojik tetkikleri her virüsün kendine özgüdür. HEPATİT B Hemodiyaliz hastalarında normal populasyona göre daha fazla oranda görülür. Genellikle belirti vermeden gripal enfeksiyon gibi geçer. Tek şikayet halsizliktir. Açıklanamayan karaciğer enzimleri yüksekliği araştırılırken ortaya çıkar. Eritropoetin hormonu (Eprex, NeoRecormon) kullanımı ile kan naklinin azalması, aşılama nedenleri ile eskiden hemodiyalizdeki sıklığı %10'dan %1'e inmiştir. Olguların %50'si kronikleşmeye meyillidir. Hemodiyaliz hastaları rutin olarak 2-3 ayda bir taranmalıdır. Hepatit B virüsü tüm dünyada akut ve kronik hepatitler, siroz ve karaciğer kanserinin en önemli nedenidir. Virüs başlıca kan yoluyla ve infekte serum, semen ve tükrük gibi vücut sıvılarıyla temas sonucunda bulaşır. Hemodiyaliz hastalarının yüksek risk altında olmalarının en önemli nedeni yeterli temizlik yapılmayan hemodiyaliz makineleridir. Hepatit B virüsünün çevresel yüzeylerde yedi günden uzun süre canlı kalabilmesi bu şekilde dolaylı bulaşmayı kolaylaştırmaktadır. HBV infeksiyonunda kuluçka süresi 45-160 gün arasında değişmektedir. Akut hepatit çoğunlukla sarılıkla birlikte olmakla beraber, sarılık olmaksızın da sıklıkla bulunabildiği ve bu hastalarda kronik infeksiyon gelişmesi riskinin arttığı unutulmamalıdır. Akut hepatitte görülen başlıca biyokimyasal değişiklikler, karaciğer enzimleri (SGOT, SGPT) ve sarılık olan olgularda kan bilirubin düzeylerinde artıştır. Özellikle SGOT 1000-1500 IU/L düzeyine yükselir. Laboratuar tanısında en önemli göstergeler HBsAg ve IgM yapısında anti-HBc varlığıdır. LABARATUVAR HBsAg Enfeksiyon varlığını gösterir. 6 aydan uzun süren pozitifliği kronikleşmeyi gösterir. AntiHBs Vücudun antikor cevabını gösterir. AntiHBc IgM Aktif enfeksiyonu gösterir. AntiHBc IgG Geçirilmiş enfeksiyonu gösterir. HBeAg Bulaştırıcılığı gösterir. HBV DNA Virüsün vücutta varlığını gösterir. 6 aydan uzun süreyle HBsAg pozitifliği ile birlikte karaciğer enzimlerinin de normalden yüksek bulunması kronik hepatite işaret eder. Kesin tanı karaciğer biyopsisi ile konur. Kronik aktif B hepatiti hemen daima siroz ile sonuçlandığından, infeksiyonun ve karaciğerdeki iltihabın kontrol altına alınması şarttır. Bu amaçla kullanılan en yaygın ve etkili tedavi yöntemi interferon tedavisidir. HEPATİT C Hepatit C Virüsü (HCV) hemodiyaliz hastalarında kronik karaciğer hastalığının en sık nedenidir. Olguların %60-70'inde kronikleşir. Hemodiyaliz hastalarında tedavi süresi uzadıkça anti HCV pozitif hasta sayısı artmaktadır. Hepatit C virüsü bir RNA virüsüdür. Başlıca bulaşma yolları kan nakli, kan ürünleri ile bulaşmış iğne batması, organ transplantasyonu, anneden fetüse doğum esnasında ve cinsel ilişkidir. HCV'nün tüm bulaşma yolları henüz kesin olarak bilinmemektedir. HCV enfeksiyonu değişik klinik özellikler gösbilir. Akut HCV enfeksiyonunda genellikle sarılık yoktur ve hastalar farkında olmadan akut enfeksiyonu geçirirler. HCV enfeksiyonu en fazla kronikleşen viral hepatit nedenidir. Tanıda Anti HCV testi ve HCV RNA testi yapılır. Tedavide interferon uygulanmaktadır.

Hemodiyaliz personeli mutlaka eldiven giymeli, tüm keskin maddeler ve iğneler diyalizden sonra uygun şekilde imha edilmelidir. Hemodiyaliz makinasının ayrılması gerekmez. Diyalizden sonra makinanın dışı hipoklorit, içi formaldehit ile temizlenmelidir.

HEMODİYALİZ PERSONELİ VE HASTALARI İÇİN HEPATİT ÖNLEMLERİ

Hastaların ve infeksiyona duyarlı personelin (yani antikor pozitif olmayanın) her 3-6 ayda bir HBsAg, AntiHBs yönünden takibi. AntiHBs pozitif olan hastaların her yıl takibi. HbsAg pozitif hastaların izolasyonu. Bu hastalarla ilgilenen personelin koruyucu kıyafet kullanması (eldiven, gözlük, elbise gibi). Bütün kontamine materyalin otoklava konması veya yakılması Yüzeylerdeki kan lekelerinin % 0,5-1,0 sodyum hipoklorit solüsyonu ile temizlenmesi Kan almada kullanılan iğnelerin uygun bir kaba koyarak yok edilmesi Dezenfeksiyon ve kan transfüzyonunun kısıtlanması etkili kontrol önlemleridir. Koruyucu önlük ve tek kullanımlık eldivenler, rutin olarak diyaliz ünitesinde kullanılmalıdır. Önlükler diyaliz ünitesi dışında kullanılmamalıdır. Standart hasta bakımında eldiven kullanılmalı ve hastaya temas sonrası eller yıkanmalıdır., mümkünse el değmeden kullanılabilecek sabunluklar kullanılmalıdır. Diyaliz hastaları ve personel düzenli olarak HBV'ne karşı aşılanmalıdır. Tüm kontamine materyal otoklavlanmalı veya yakılmalıdır. Kan ile temas eden tüm yüzeyler % 0,5-1,0 sodyum hipoklorit ile temizlenmelidir. Tek kullanımlık olmayan diyaliz materyalinin temizlik ve sterilizasyonuna azami dikkat gösterilmelidir. Makinaların dezenfeksiyonu usulüne uygun ve tam olarak yapılmalıdır.

Sağlıklı Günler Dilerim…

Tüm makaleler için tıklayınız...
 
Haber ar�ivi
Foto�raf Galerisi i�in t�klay�n�z
HEPATÄ°T Hepatit C Bitti mi?
04 Haziran 2018 Pazartesi
Mustafa Çelen

 


2012 © Tüm hakları GÜNİDER'e aittir
Ana Sayfa | Dernek | Kütüphane | İletişim