Doç.Dr. Mustafa Çelen
  

  mkcelen@hotmail.com

  Doç. Dr. Mustafa Çelen
VİRAL HEPATİT C

Değerli “Diyarbakır Söz” okurları, uzun yıllardan beri sizlere bölgemizin önemli bir sağlık sorunu olan “VİRAL HEPATİTLER” konusunda aydınlatıcı bilgiler vermeye çalışıyorum. Özellikle de bölgemizde sık görülmesi nedeniyle “Kronik Hepatit B” konusunu sık sık gündeme getirmeye çalışıyorum. Ancak bu konular bazen birbirinin tekrarı gibi algılanmaktadır. Yakın çevremden dahi bu konu ile ilgili olarak kimi zaman “Hocam! Bu kadarda Hepatit yazılır mı?” diye eleştiriler de almıyor değilim.

Ama eleştirilmek için okunuyor olmanız gerekir, eleştirildiğime göre de okunduğumuzu ve etkin bir bilgilendirme yaptığımızı söylememiz pek de yanlış olmaz. Köşemize uzak olan ve bir kez olsun okuma fırsatı bulmuş olan bir okuyucumuza da ulaşabilmiş olmak amacımızın en net göstergesidir.

Bu nedenle de bugünkü yazımızda farklı bir konuyu irdelemek istiyorum. Konumuz ne mi? “Hepatit C”…

Hepatit C aslında toplumuzda her geçen gün artan önemli bir viral hastalık olma önemini hala korumaktadır. Ülkemizde yaklaşık 140-300 bin civarında Hepatit B hastası olduğu tahmin edilirken, bu sayı hepatit C için yaklaşık 40-60 bin kadar olduğu kabul edilmektedir. Hepatit C’nin önemi nerden gelmektedir? Henüz aşısı yok… Yani korunmak için elimizde üniversal korunma yöntemlerinin dışında bir aşı mekanizması yok. Halbuki HBV için 2000 yılında beri Sağlık Bakanlığının etkin aşılama programı ile tüm yenidoğanlar aşılanmaktadır. Bu durumda 30-40 yıl sonra bu hastalık tarihe karışacaktır. Ya da ciddi anlamda azalacaktır. Ancak HCV için durum biraz farklı; çok değişken bir yapısı olması nedeniyle aşı oluşturulması son derece zor gibi görünmektedir.

Peki bölgemizde HCV sıklığı ve bulaş yolları için ne söylenebilir? Aslında bulaşa neden olanlar bu hastalığı taşıyanlardır. Bulaş yollarına baktığımızda; kan ile doğrudan temas en önemli bulaş yolu gibi görünmektedir.

Bunun dışında hemodiyaliz, damar içi madde kullanımı, sağlık çalışanı olarak iğne maruziyeti ve vertikal (anneden-bebeğe) geçişte önemli bir risk faktörü gibi görünmektedir. Kan ve kan ürünleri almış kişiler, diş tedavisi yaptıranlar ve ameliyat olmuş kişiler de HCV açısından mutlak suretle değerlendirilmelidir…

Çok sık sorulan bir soruyu tartışmaya açmak istiyorum… “Hocam hangi hepatit tipi daha kötü seyirlidir?” veya başka bir soru; “Hocam benim hepatitim C’ye çevirmiş mi?”

Değerli okurlar hepatit tipleri arasında seyir itibariyle sıkıntılı olan üç tip vardır. Bunlar HBV, HCV ve HDV’dir. Bunlar içerisinde HDV en ağır seyirli olan tip olup halk arasında “Delta Hepatiti” olarak ta bilinir. Hepatit Delta tek başına enfeksiyona yol açamayan eksik bir virüstür. Ancak HBV sayesinde bu eksik yönünü tamamlayarak hastalığa yol açabilir. Bu durumda HBV ile enfekte olan karaciğerimiz daha sonra HDV ile de enfekte olarak aynı anda iki hastalığın birlikte seyrine neden olduğu için bu hepatit tipi en ağır formdur. Maalesef bu hastalık tipi ülkemizde sık olarak Diyarbakır, Elazığ, Batman ve Van bölgesinde görülmektedir.

Peki HCV ile HBV arasında hangisi daha ağır seyirli gibi görünmektedir. Çoğunuz C dediğini duyar gibiyim. Ancak durum pekte öyle değil. Aslında HBV daha ağır bir infeksiyon sürecini tetiklemektedir. Çünkü HCV’de gelişen yeni tedavi yöntemi ile 6-12 aylık bir tedavi ile bu hastalıktan tamamen kurtulma şansı nerdeyse %90’nın üstüne çıkmıştır. Halbuki HBV’de ancak uzun süreli (8-10 yıl) tedavi

ile bu başarıya ulaşılabilmekteyiz. Peki diğer soruya gelince HBV ilerleyince HCV’ye dönüşür mü?...Hayır dönüşmez…

Haftaya görüşmek dileğiyle….Saygılarımla

Tüm makaleler için tıklayınız...
 
Haber ar�ivi
Foto�raf Galerisi i�in t�klay�n�z
HEPATÄ°T Hepatit C Bitti mi?
04 Haziran 2018 Pazartesi
Mustafa Çelen

 


2012 © Tüm hakları GÜNİDER'e aittir
Ana Sayfa | Dernek | Kütüphane | İletişim